Satın Alma Gücü Paritesi 2024 Verileri Açıklandı: Türkiye’nin Alım Gücü AB Ortalamasının Belirgin Şekilde Altında
- EcoPol Media
- 17 Ara 2025
- 1 dakikada okunur

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılına ilişkin Satın Alma Gücü Paritesi (SGP) sonuçlarını yayımladı. Açıklanan veriler, Türkiye’nin fiyat düzeyi ve kişi başına gelir açısından Avrupa Birliği (AB) ortalamasının oldukça altında kaldığını ortaya koydu.
Türkiye’de Fiyatlar AB’ye Göre Daha Düşük, Gelir Makası Açık
SGP verilerine göre Türkiye’nin fiyat düzeyi endeksi, AB ortalamasının belirgin biçimde altında yer aldı. Bu durum, Türkiye’de mal ve hizmetlerin nominal olarak daha ucuz olduğunu gösterse de, kişi başına düşen gelir seviyesinin düşüklüğü, bu avantajı büyük ölçüde sınırlıyor.
Başka bir ifadeyle; Türkiye’de fiyatlar görece düşük olsa da, vatandaşların alım gücü AB ülkelerine kıyasla zayıf kalmaya devam ediyor.
Kişi Başına GSYH: Yakınsama Hâlâ Sınırlı
SGP’ye göre hesaplanan kişi başına Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) göstergeleri, Türkiye’nin AB ortalamasına yakınsama sürecinde kalıcı bir ivme yakalayamadığını gösteriyor. Son yıllarda nominal kur artışlarına rağmen, yüksek enflasyon ve verimlilik sorunları, reel gelir artışını baskılıyor.
Bu tablo, kur artışlarının tek başına refah artışı yaratmadığını; enflasyon kontrolü ve üretkenlik artışının belirleyici olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
SGP Ne Söylüyor, Ne Söylemiyor?
SGP verileri, döviz kurlarının “olması gereken” seviyesini değil; ülkelerin gerçek alım gücünü ve yaşam maliyetlerini karşılaştırmak için kullanılıyor. Bu nedenle açıklanan sonuçlar, kısa vadeli kur beklentilerinden ziyade, ekonominin yapısal gücüne işaret ediyor.
Türkiye açısından 2024 SGP sonuçları:
Fiyatların görece düşük,
Ancak gelir seviyesinin sınırlı,
Refah artışının ise kırılgan olduğunu gösteriyor.
Satın alma gücü paritesi verileri, Türkiye ekonomisinin temel sorunlarından birinin “ucuzluk” değil, “düşük gelir” olduğunu net biçimde ortaya koyuyor. Kalıcı refah artışı; kur politikalarından ziyade, fiyat istikrarı, katma değerli üretim ve verimlilik artışıyla mümkün görünüyor.
Kaynak: TÜİK




Yorumlar